
Yaşadığım şehrin sabahki hali. Pek uzakta kalsa da puslu, buğulu... Ne derseniz deyin. Benim gözüme dumanlı göründü. Kışın daha bir efkarlı olur bu şehir...

Sabahın köründe bisiklet turuna çıkayım dedim. Hergün gözgöze geldiğim mekanlar bir başka göründü gözüme. Bir dahaki sefere Nikon kameramla gitmeyi düşünüyorum.

Ne yorucu bir gündü. (Dün) Yani sabahları yazmaya karar verdim ya. Güne dünden başlıyorum. Sevgili oğlum Toprak ilk kez mama sandalyesinde uyukladı. Kendi yatağından başka bir yerde uyumayan bir çocuk için büyük bir aşama.
Ne var ki; gün boyunca öğle uykusuna yatmayan bir çocuk 45 dakikalık uykuyla yatağından kalkıp bir kat merdiven inip hayatına devam ediyor. Bu biraz bizim hayatımızı kısıtlasa da sanırım Onun hayatı için önemli olaylar. 32 aylık olduğunu da unutmamak lazım.
24 aylıkken bir kaç kelime konuşan, alfabeyi A'dan Z'ye gösteren, 36 parçaya kadar puzzle yapabilen Toprak Bey bugünlerde oyun çocuğu olma yolunda. Bunlar zeka pırıltısı mı yoksa her çocuğun kat ettiği yollar mı bilemiyorum.
Bir otomobilin dışını (egzost, kaput, plaka, jant, dikiz aynaları v.s.) 25 aylıkken göstermeye başlayan içini ise 28 aylık olduğunda sayan... (vites kolu, kontak, hız göstergesi, gaz pedalı, debriyaj v.s.) Bu çocuğun fazla zeki olduğu söylenebilir. Uyku sorunu bundan mı kaynaklanır bunu da bilemiyorum. Ama yakın bir zamanda özel öğretime başlayacağımdan eminim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder