5 Eylül 2009 Cumartesi

Tatil

Gidiyoruz :o)

1 Eylül 2009 Salı

Bugün Hayallerimin Yıkıldığı Gündür!

1-1.5 senedir öğretim görevlisi olmak için kendimi resmen paraladım. Hayatım boyunca çalışmadığım kadar ders çalıştım.
Ales denilen gerzek sınavın ilkinden 69 aldım.
Yetmez 70 olması gerekir dediler.
2. sınavdan 70 aldım.
Sevindim umutlandım, umutlandırıldım.
Elimizden gelen herşeyi yapacağız dediler.
Sevindim, umutlandım umutlandırıldım.
En sonunda aradan 5 ay falan geçti.
Zırr telefon.
"Alo"
"Canım senin işin olmuyor kusura bakma, başka zaman inşallah."
"Hee."


İşte T.C. insanları özellikle kaliteli olanları harcamak böylesine kolay.

Lanet olsun tüm bu prosedürlere...

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Menisküs

Yarın MR çektirmeye gideceğim. Menisküs yırtığından şüpheleniyorum. Dizimde çok ağrı var. Bakalım ne çıkacak?

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Pluto Pluton Plutonyum

Yeni yaptığım bir video. Güzel oldu sanki.

Facebook

Uzun zamandır facebookta mücadele veriyorum. Bana dinci, ırkçı, kanlı, katliamcı videolar göndermeyin diye. Ama insanlar inadına gönderiyor. Ben de gönderenleri bir güzel siliyorum. Çok yakınlarımı bir kez daha uyarırım sanırım.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

YAŞAMAK

Mesela susayınca su içecek kadar basit.

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

tek bir düğme, tek bir cümle gibi;

sevince lafı dolandırmadan söylediğin“seni seviyorum” gibi.

Basit bir öpücük yetecek sana; basit sıcak bir öpücük.

Ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,

o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu.

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın;

hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.

İki harekette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman ve yola çıkman arasında geçen süre;

kısacık olacak, sıcacık kollara dolanman ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;

bakışların bile anlatabilecek kendini.

Beklentilerin de basit olacak.

Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;

ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz aşk romanını.

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın, nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;

parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana kontrplak bir gitarda,

doğru basılmış bir “fa diyez”in mutluluğunu.

Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün.

“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek,bir “istemiyorum” diyebilmeye.

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

Saatin, sadece saati gösterecek;

telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.

Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

Basit yaşayacaksın, basit.

sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi

Basit...

ORHAN VELİ

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Eskilerden

Müzikle uğraşıpta video eklememek olmaz. Bilgisayarlı müziğe başladığım zamanlar yaptığım bir şarkı.

Wagon and train...

Yamuldum

Bisiklet sevdasından vazgeçmek zorundayım sanırım. Her yerim tutuldu. Rüzgar çarptı, üzerine de soğuk duş alınca böyle oldu tabi.

Her zaman renkli bir hayatım olsun isterdim. Bu günlerde siyah beyaz yaşıyorum. Eskiden elimdeydi hayatı renklendirmek, şimdi çoğu şey çocuğa bağlı. Yani bize bağımlıymış gibi görünen küçük oğlumuz bizim Ona bağımlı olduğumuzu çok iyi biliyor.

Dünya Dili

Neden İngilizce öğrenmeliyim diye düşünürken aslında dünyanın bir çok yerinde sadece İngilizce bilmenin ne büyük avantajlar getirdiğini yeni yeni keşfediyorum. Nereye giderseniz gidin bu dili konuşan birilerini mutlaka bulabiliyorsunuz.

Spor yapmaya devam ediyorum. Eşim şaşırıyor bana. Yalnız yemek yemeği bu kadar sevmesem şu kilolar daha hızlı gidecek.

Bir remix peşindeyim. Bitirmeye gayret edeceğim. Başlamak bitirmenin yarısıdır derler ama ben başlayınca neden gerisi gelmiyor acaba. Cevabı çok basit. Toprak sağolsun. Neyse en kısa zamanda bitiririm umarım.

Sevgili abimi evlendirdik. 2. denemesi. Genelde 2. ler iyi olur diyorlar. Bakalım öyle mi olacak. Ben kızı beğendim. İyi biri. Zaten önemli olan da bu. İyi olsun.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Lostingen

Bugünlerde Lost'a takılmış durumdayım. Acaba 6. sezon nasıl olacak? Final bomba olmaz gibisinden teorileri destekliyorum.


Dün Facebookta bir video ile karşılaştım. Bir profesör ilkokul öğrencilerine ders veriyordu.

"Şimdi size kanıtlayacağım. Dünyadaki herşeyi Tanrı yarattıysa ve insanlar kötüyse Tanrı kötüdür."

Ayağa bir çocuk kalkar ve sorar:

"Afedersiniz profesör soğuk var mıdır?"
"Elbette vardır. Sen hiç soğukt kalmadın mı?
"Hayır aslında soğuk yoktur. Isının olmadığı yerde soğuğu hissederiz. Peki karanlık var mı?
"Elbette var."
"Hayır karanlık yoktur. Işığın olmadığı yerde karanlık vardır. Işık bir bilim olarak araştırılabilir ama karanlık araştırılamaz. Bu yüzden karanlık yoktur. Ve insanlar kalplerinde Tanrı sevgisine yer vermedikleri için kötüdür."

Diyaloglar etkileyici. Ve konuşan çocukta Albert Einstein olunca daha bir etkili oluyor. Benim aklıma takılansa "Kara Delikler". Yani ışığı bile yutan bu canavarlar karanlıklar. Demek ki karanlık yok diyemeyiz. Hatta "Karanlık Madde" denen bir element var ve araştırılıyor.

Öyleyse; Tanrı varsa bile belki kötü değildir ama içimize biraz olsun kötülük katmıştır.

Hayatı Ben mi Yakalayamıyorum?


Yaşadığım şehrin sabahki hali. Pek uzakta kalsa da puslu, buğulu... Ne derseniz deyin. Benim gözüme dumanlı göründü. Kışın daha bir efkarlı olur bu şehir...




Sabahın köründe bisiklet turuna çıkayım dedim. Hergün gözgöze geldiğim mekanlar bir başka göründü gözüme. Bir dahaki sefere Nikon kameramla gitmeyi düşünüyorum.



Ne yorucu bir gündü. (Dün) Yani sabahları yazmaya karar verdim ya. Güne dünden başlıyorum. Sevgili oğlum Toprak ilk kez mama sandalyesinde uyukladı. Kendi yatağından başka bir yerde uyumayan bir çocuk için büyük bir aşama.

Ne var ki; gün boyunca öğle uykusuna yatmayan bir çocuk 45 dakikalık uykuyla yatağından kalkıp bir kat merdiven inip hayatına devam ediyor. Bu biraz bizim hayatımızı kısıtlasa da sanırım Onun hayatı için önemli olaylar. 32 aylık olduğunu da unutmamak lazım.

24 aylıkken bir kaç kelime konuşan, alfabeyi A'dan Z'ye gösteren, 36 parçaya kadar puzzle yapabilen Toprak Bey bugünlerde oyun çocuğu olma yolunda. Bunlar zeka pırıltısı mı yoksa her çocuğun kat ettiği yollar mı bilemiyorum.

Bir otomobilin dışını (egzost, kaput, plaka, jant, dikiz aynaları v.s.) 25 aylıkken göstermeye başlayan içini ise 28 aylık olduğunda sayan... (vites kolu, kontak, hız göstergesi, gaz pedalı, debriyaj v.s.) Bu çocuğun fazla zeki olduğu söylenebilir. Uyku sorunu bundan mı kaynaklanır bunu da bilemiyorum. Ama yakın bir zamanda özel öğretime başlayacağımdan eminim.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Sabahları Yazmaya Karar Verdim


Bundan önce de bir blog açayım dedim de pek başarılı olamadım. Eşimin bir tabiri vardır abdestim tutmadı. Bundan kelli düzenli yazmaya çalışayım bari.


Genelde gece yazılır günlük öyle ya. Bütün günü düşünür ve kağıda işlersin. Ben sabah yazmaya karar verdim. Daha açık oluyor zihnim.
Bu yanda görünen fotoğrafı da İstanbul'da çekmiştim. Severim gökyüzünü. Kimbilir ne gizemler var bittiği yerde. Hangi uygarlıklar bize bakıyor gülümseyerek...


İnsanlar sanal ortamda ne kadar dürüst olabilirler diye düşünürken blog oluşturmak geldi aklıma. Bir günlükten çok, herkese anlatabileceğim olaylar zinciri oluşturmak istiyorum kafamda. Bakalım başarılı olabilecek miyim?


2 buçuk haftadır düzenli spor yapıyorum. Uzun uğraşlar sonucunda 2 kilo verdim. Daha var 18 tane. 2 gün önce bileğimi burkmam bile beni pes ettiremedi. Öyleyse başarısızlık yoktur, başarmak için çok çalışmak gerekir gibi bir NLP sözü vardı ya neyse. Pek uğraşmıyorum öyle şeylerle.


Dün yeni bir kitaba başladım. Elizabeth Kostova "Tarihçi". Aynı zamanda okuduğum 3. kitap. İlk okuduğum kızılderililer üzerine, az kaldı. İkincisi Tarih araştırma ve inceleme kitabı. Geçmişiniz İtinayla Temizlenir. Genel anlamda tarihi seviyorum.


Bilgisayarı toptan yenilemeye karar verdim. Finansör eşim sağolsun. Müzik çalışmalarıma daha fazla zaman ayırmam gerektiğini düşünüyor. Kafamda büyük projeler var senelerdir, hiç birisini gerçekleştiremedim.


Şimdi aklıma birşey geldi. Her gün fotoğrafımı çekip zamanla yarışabiliyor muyum görmek istiyorum. Bakalım insan bir günde ne kadar yaşlanıyor :o) Bugün mola günü olsun yarın başlarım :o)